BeslenmeSağlık

Elli Yaş ve Üzeri Sağlıklı Beslenme

Yıllardır çocuk doktorlarımız var ve çocuklarımız, dünyada en iyi beslenen çocuklardır. Oysa yaşlı insanların sorunları ve beslenmesiyle ilgilenmek konusu, her nedense bilimin bir üvey evlâdı gibi kalmıştır. Bundan sonra uyanmamız gerekir.

“Ger = Yaşlılık – İatrice = Bakım” sözcüklerinden oluşan «Geriatrice» bilimi, bugün önemli gelişmeler göstermektedir. Yaşlı bakımı doktorları da yakında çocuk bakımı doktorları kadar tanınacaktır. Bu yeni bilim, ilerlemiş yaşlarda daha mutlu, daha sağlıklı ve topluma daha yararlı olmayı sağlamaktadır.

65 ya da 75 yaşından sonra yaşamak istemediklerini açıklayanlara sık sık çevremizde rastlamaktayız. Bu kanıdaki insanlar, ileri yaşlarda bir işe yaramamak ve hastalıklı olarak sürünmek ‘korkusu içindedirler. Oysa bilimsel beslenmeyi bilen ve uygulamayı başaranlar için ileri yaşlar “altın yaş” olmaktadır.

Yaşlı insan, orta yaşın ağır görevlerinden kurtulmuştur; başarmayı çok istediği ama gerçekleştiremediği işler için zamanı vardır. İyi müzik, iyi edebiyat, gezi ve konuşmalar soyundan yüzlerce ilgi alanı önünde açıktır. Hiç kimse Sustice Holmes’in son yıllarını, hayatın en iyi yılları olduğunu düşünmeden hatırlayabilir mi? Duygusal yönden olgunlaşmış ve sağlığı yerinde bir insan için ileri yaş, hayatın en güzel zevklerini tatmanın hâlâ mümkün olduğu bir devredir.

Şayet iyileştirilmesi olanaksız bir hastalık yoksa 60 ya da 90 olsun her yaşta yeni bir çabayla daha sağlıklı olunabilir. Şu anda, uzun yıllar peklik, sinirlilik, sinir iltihabı, zafiyet ve uykusuzluk çekmiş olan 76 yaşındaki bir öğrencimi hatırladım.

Benim beslenme kurslarımdan birine kaydolmuş ve bedeni için gerekli olan besinleri öğrenerek her gün yemeye koyulmuştu. Az yemeyi bir kural olarak benimsedi. Yıldan yıla sağlığı daha iyiye gidiyordu. Son 30 yıla oranla şimdi kendisini daha iyi hissediyor ve daha çok enerjisi olduğunu fark ediyordu.

85 yaşında iken düşüncesi genç ve bedeni dinç bir yaşlıydı. İstediği kadar okuyabilecek ve gece de otomobil kullanacak gücü gözlerinde vardı. 75 yaşında iken «veresiye» yaşadığını sık sık söylüyordu. Oysa 85 yaşında «emeğiyle» kazandığı dinç bir hayatı yaşadığından söz ediyordu. Özel bir çaba harcamakla kendi sağlığını yeniden kazanmıştı.

Birçokları yaşlılık çağını güçsüz ve hastalıklı bir dönem olarak düşünür. Bu soy yaşlılarla sık sık karşılaşıldığı için, çoğu kimse bu durumdan yaşlılıkta kaçınılamayacağına inanır. Bu nedenle, yaşlılık hastalıklarını ve özelliklerini önlemek ya da ertelemek için hiçbir çaba harcamaz. Sözgelimi, birçok yaşlı insan, bulanık görmekten yakınır; oysa A ve B-2 vitaminleri eksikliği olan 20 yaşındaki gencin de görme bozukluğu ile karşılaşacağını bilmezler. Adaptometerle yapılan bilimsel çalışmalar, yaşlıların %80’inin gece iyi göremeyişi ve gündüzleri de ışığa fazla duyarlı oluşlarını, A vitamini eksikliğine bağladı.

Özel beslenmede A vitamini kaynağı sebzeler, karaciğer ve balıkyağı kapsülü bulunursa, gece iyi görme konusunda iyileşme olur. Diş eksikliği nedeniyle sebzeler iyi çiğnenmiyorsa, sebze özsuları içmek ve balıkyağı kapsülü yutmakla A vitamini sağlanır. Bir görüş bozukluğu bulunmasa da, yaşlı insan için beslenmede A vitamini önemlidir ve besinlerle karşılanmalıdır. ,

Mukoza ve göz epiteli sağlığı için B-2 vitamini de önemlidir. B-2 vitamini eksikliği aşırı derecede ise, göz kapaklarında şişmeler olabilir. Bunun nedeni, sulanmak isteyip kanla dolmasıdır. Yaşlılarca sindirimi kolay olan yoğurt ve peynir, iyi bir B-2 vitamini kaynağıdır. Tahıl kepekleri, bira mayası ve çiçek tozu da B-2 den zengindir. Göz sağlığı için de gerekli olan C vitamini kaynakları: narenciye, tere, maydanoz, domates, ıspanak, lahana gibi taze sebze ve meyvelerdir.

BEYİNSEL GÜCÜN AZALMASI

Yaşlılıkta çok sık karşılaşılan bir başka problem de zihin sağlığının bozulmasıdır. Yaşlılar, eskisi gibi berrak ve çabuk düşünemediklerini hissederler; çoğu kez, unutkanlıktan yakınırlar. Unutkanlık belirtisi, onlarda akıllarını yitirme kuşkusunu doğurur. Bunamaktan söz edilir.

Philadelphia hasta evinde yapılan bir deneyde, vitaminleri eksik olan bir özel beslenme uygulanan birçok yaşlı insana zekâ testleri yapıldı. Sonra sadece B1 vitamini eklenerek zekâ testleri yenilendi. Son olarak da tüm B vitaminleri beslenmelerine eklenerek testler yapıldı. B vitaminlerinin tümü eksik iken bulanık ve yavaş düşünebiliyor ve hatırlama güçlüğü çekiyorlardı; sıkıntı içindeydiler; karar verebilme ve doğruyu düşünme yetenekleri azalmıştı. B1 vitamini eklenince yeteneklerde ilerleme görüldü, fakat tüm B vitaminlerinin alındığı zamanki duruma oranla çok az bir ilerlemeydi.

Northwester  Üniversitesi  tıp kolejindeki  yeni “Beslenme Okulu” başkanı Dr. Spies, B-3 ya da niacine denen vitaminin yetersizliğinde, (daha önce canlı, girgin, uyanık olan) insanların korkak, içe dönük, uyuşuk ve şüpheli olduklarını denemiştir. Bu düşünsel belirtiler. B-3 eksikliğinde göze çarpan ilk bozukluklardır. Birkaç gün süreyle her yemekte 50 mg. B-3 vitamini alınınca, düşünce esenliğinde gözle görülür ilerlemeler saptandı.

Üç büyük yemek arasında hiçbir şey yememek de bulanık düşünmeye neden olabilir; çünkü bu durumda beyin, tek enerji kaynağı olan glikozdan yeterince yararlanamaz. Çabucak can sıkıntısı hissettiğiniz, duyarlığın arttığı, iş yapma isteği ve gücünüzün azaldığı, unutkanlığın başladığı anlarda, beyin çalışması için gerekli olan «oksijen, B vitaminleri, demir ve doğal şekeri» sağlayınız. Saat 10-11 ve 17-18 arası «bal, pekmez, süt, meyve, sebze, çiçek tozu, çekirdek» gibi besinlerden yararlanınız. Kısa zamanda kendinizde değişim hissedecek ve bugüne dek niçin bu şekilde beslenmediğinize üzüleceksiniz.

Devamını Gör

Benzer Yazılar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close