Büyük SavaşlarEfsaneler

Truva Savaşı Nasıl Ne zaman Nerede Yapıldı?

Truva Savaşı- Gerçek Bir Efsane?

Bir medeniyetin kültürel gelişimini, ticari ilişkilerini, savaşlarını ve barışlarını anlayabilmek için yazılı edebi eserlerinden, tarihsel derlemelerinden ve sözlü geleneğinden, deyişlerinden, efsanelerinden de faydalanılır.

Nitekim “Truva” da karşımıza; M.Ö VIII yüzyıl şairi, görme engelli ve ihtiyar olan Homeros’un “İlyada” ve “Odysseia” epik destanlarında çıkar.

Truva’nın destanlarda kullanımı sadece Homeros ve M.Ö 8. yüzyılla sınırlı kalmaz; M.Ö 5. yüzyıl şairi Euripides de “Helen” ve Peloponnes Savaşı’nın yıkıcı etkilerini anlattığı “Truvalı Kadınlar” destanında Truva’dan bahseder.

Ancak modern dünyamız, Truva ve Truva Savaşı’na hala şüpheyle yaklaşıyor.  Antik Yunan’da insanların diş apnesi gibi basit rahatsızlıklardan dolayı orta yaşlarını bile görememesi,  Truva yerleşimine dair yeterli veri bulunamaması ya da Truva Savaşı’nın döneminin kayıtlarında yer almaması ve beraberinde getirdiği birçok soruyla; Truva hala tarihçileri ve tarih severleri cezbediyor.

2018 Truva Yılı- Nerede bu Truva?

Geçtiğimiz aylarda Truva’nın, Unesco Kültür Mirası listesine girişinin 20’nci yıldönümünü kutlamak nedeniyle; 2018 “Truva Yılı” olarak ilan edildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin “2018 Truva Yılı” projesini ilan etmesini, Truva’nın Çanakkale’den sadece birkaç kilometre uzakta kabul edilmesine bağlayabiliriz.

Daha detaylı bir konum vermek gerekirse; Çanakkale il merkezine 30 kilometre mesafede, Çanakkale Boğazı güney girişinde, Tevfikiye Köyü(Asarlık) yakınlarında bulunan Hisarlık bölgesindeki bir tepecik üzerindedir.

Truva Savaşı- Helen bir savaş nedeni mi?

Homeros’un İlyada’sı ve mitolojiye göre Truva Prensi Paris, Tanrıça Hera’nın da etkisiyle Menelaus’un karısı Helen’e âşık olur ve onu kaçırır. Gururu incinen Menelaus ve Akhalar Truva’ya saldırır.

Ancak devasa surlarla kaplı şehri ele geçirmek kolay olmayınca, stratejik bir hileye başvururlar. Tahtadan bir atın içine gizlenerek şehre girmeyi başaran Akhalar, şehri ele geçirirler.

Ancak Truva ile ilgili çelişkiler ve alternatif fikirler, burada da kendini gösterir. Truva’nın mali açıdan Akhalar’dan daha iyi bir pozisyonda olmasının ve zengin bir şehir sayılmasının, Akhalar’ın savaş başlatmasının esas nedeni olduğuna dair yaygın bir bakış açısı vardır.

Akademik çevrelerin surlarla ilgili bir diğer bakış açısıysa, tahta atın Poseidon’a bir şükran ifadesi olduğu, surların o kadar da muazzam büyüklükte olmadığı ve ufak bir depremle yıkıldığıdır.

Öte yandan 2017 yılında La Stampa gazetseinde yer alan bir habere göre, İtalyan deniz arkeoloğu Francesco Tiboni, Truva’da bir at olmadığını ve etimolojik olarak kelimenin at figürlü bir çeşit gemi için kullanıldığını vurguluyor. Bu durumda, bir Truva Atı’ndan ziyade bir Truva Gemisi fikri kabul ediliyor.

Bu teoriler ve bakış açıları; Truva, Truva Savaşı, Truva Atı ve surlar hakkındaki fikirlerden yalnızca birkaçı.

Tartışmalar- Antik Truva günümüze nasıl taşındı?

Heinrich Schliemann;  6 Ocak 1822 doğumlu Alman bir tüccar, amatör bir arkeolog ve Truva tartışmalarının fitilini ateşleyecek kişidir. Schliemann’ın Truva tutkusu daha küçük bir çocukken başlar ve 1868’de Çanakkale’nin Hisarlık Tepesi’nde Truva’yı bulduğuna dair spekülasyonlarla devam eder.

Schliemann’ı Hisarcık’a çeken, kuvvetle muhtemel ki Homeros’un İlyada’sıdır. Homeros, destanda Skamandros Irmağı’nın (Eski Menderes- Küçük Menderes Nehri) Truva’yı iki koldan beslediğini ve bir koldan sıcak su, diğer koldan soğuk su geldiğini anlatır.

Bu konumun doğru olamayacağını, M.Ö 1. yüzyıl coğrafyacısı Romalı Strabon kesin bir dille belirtir. Strabon’a göre Truva’nın dağlara yakınlığı 5,6 kilometre olamaz(Geographika).

Schliemann’a dönecek olursak, 1869’da doktora tezini kabul ettirmiştir (Ithaque, le Pelepones, Troie. Recherche archeologiques). 1871’de resmi kazılarına başlamıştır, Tabii daha önce ruhsatsız bir sondaj çalışmasına da imza atmıştır.

Ancak Schliemann’ın Truva ve Homeros tutkusu ne yazık ki, mezar soygunculuğunun getirdiği servet hırsının önüne geçememiştir. 1873’te Truva’da bulduğu dev hazineyi Atina’ya kaçırmakta bir olumsuzluk görmemiştir.

Truva hazineleri, şu an dünya geneline dağılmıştır ve Schliemann’ın karısının payına Helen’in meşhur tacı düşmüştür. 1882’den itibaren Wilhelm Dörpfeld’le çalışan Schliemann, hazineleri geri almak için mücadele başlatan Osmanlı İmparatorluğu’na 50.000 frank ödeyerek hem davayı kapatmış hem de kazılara devam izni almıştır.

Schliemann’ın kontrolsüz kazılarının eserlere verdiği hasarın, kaçırdığı hazinelerden daha geride kalmadığını da unutmamak gerekir.

Yine de Schliemann’nın Truva’nın ilk katını aramak için yapığı kazıların, Schliemann’dan sonraki arkeolog ve tarihçilerin araştırmalarının İlyada’da bahsi geçen Ilion ile Priamos’un Troia’sının aynı yer olup olmadığını kesin bir dille kanıtlayıp ya da reddettiğini söyleyemeyiz.

Bilimsellikten Uzak Bulgular-Prof.Dr. Frank Kolb

Tubingen Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Frank Kolb; bir Truvalı etnik kimliğinin bulunmadığını, Homeros’un destanında bulunun halkların aslında hiç Truva’da yaşamadığını belirtir. 1997 yılında, aynı görüşe sahip olmayan Prof. Dr. Manfred Korfmann ile birlikte inceleme yapmak için Çanakkale bölgesine gelir.

Araştırmalar sonucunda Korfmann Truva’nın yerini bulduğuna inanır ancak Kolb inceleme yapılan bölgenin Truva olmadığını, Korfmann’ın elindeki verilerin yetersiz olduğunu üzerine basarak vurgular.

Birebir alıntılayacak olursak, Kolb:”  Korfmann, inceleme alanında daha önce herhangi bir çalışma yapmamış. Roma ve Helenistik kalıntıların yer aldığı bölümlerde temel duvarları kurup sonra da burayı Truva diye sunmuştur.” demiştir.

Prof. Dr. Kolb, Truva dolayısıyla Truva Savaşı’nın olmadığına dair tezini İlyada’daki Truvalıların isimlerinin Paris gibi birkaç istisna dışında hep Yunanca olduğu gerçeğiyle destekler.

Arkeologların Truvası- Sonuç

Tartışmaların, çekişmelerin ve çelişkilerin gölgesinde net bir sonuca varmak hala mümkün değil. Her fikir bir diğerinden daha geçerli ya da daha akla yatkın. Korfmann’ın medya üzerindeki gücü? Homeros’un İlyada tragedyasının vurucu anlatımı? Ya da verilerin yetersizliğine rağmen M.Ö 8. yüzyıla kadar uzanan bir Truva?

Truva’da Anadolulu bir halkın yaşadığı henüz şüpheliyken, Truva Savaşı’nın tarihsel bir geçek mi, yoksa insanları tanrılardan korkutmak için ortaya çıkan bir efsane mi? Anlaşılan o ki; kesin bir cevaba ulaşmak için dünyanın biraz daha beklemesi gerekiyor.

Etiketler
Devamını Gör

Benzer Yazılar

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close